FOTOĞRAF TEKNİKLERİ - AMATÖR GÖRSEL SANATLAR

asaiso.oneasaiso.one

asaiso.oneasaiso.one

asaiso.oneasaiso.one

İçeriğe git
Doğa Fotoğrafı Çekiminde Kullanılan Ekipman ve Araç Gereçler

Doğada fotoğraf çekimine çıkarken gerekli malzemeleri yanınızda bulundurmanız ve doğa koşullarına göre giyinmeniz gerekir. Dağda çekim yapacaksanız ona göre bir yürüyüş ayakkabısı, güneş ışınlarından korunmak için şapka, malzemeleri taşımak için bir sırt çantası ve küçük kazaları önlemek için ilk yardım malzemelerini yanınızda bulundurmalısınız. Ayrıca her an fotoğraf makinesinin pili bitebilir, filminiz bitebilir ya da dijital fotoğraf çekenler için bellek problemi ortaya çıkabilir. Ormanda, dağda ya da kanyonda bu malzemeleri satın alabileceğiniz bir yer bulamayabilirsiniz.

Doğa fotoğrafı çekerken belli bir malzeme kullanımından söz etmek çok doğru olmaz. Elinizde geniş açılı bir objektif varsa, orman, dağ, vadi, ova gibi geniş yayılımlı konuları görüntüleyebilirsiniz. Normal bir objektif ile de aynı konuları kısmen görüntüleyebilir, ayrıca ağaç gövdesi, yapraklar, çiçekler gibi konulara da eğilebilirsiniz. Teleobjektifleriniz varsa, manzara ya da bitki ve hayvan yaşamlarına tanıklık edebilirsiniz. Hele ışık geçirgenliği yüksek olan süper teleobjektifleriniz varsa, o zaman vahşi yaşam fotoğrafları için uygun donanıma sahipsiniz demektir.



Objektifler
Bir fotoğrafın temel özelliği kaliteli görüntü oluşturabilmesidir. Görüntü kalitesi açısından yetersiz bir fotoğrafın diğer özellikleri ne kadar iyi olursa olsun hiçbir anlamı olmaz. Görüntüyü oluşturan ve niteliği etkileyen objektiftir. Objektifler üç boyutlu dünyayı, film yüzeyinde iki boyutlu olarak oluşturur.
Objektif, fotoğrafı çekilen konuyu mümkün olduğu kadar aslına uygun bir görüntü olarak ortaya çıkartmalıdır. Bunun için de merceğin niteliği önemlidir.
Mercek camdan yapılan geçirgen bir cisimdir. Işık dalgaları bu cisme ulaşır ve geçirgen yüzeyi geçerek görüntüyü oluşturur. Tek bir mercek kullanarak net ve kesin bir görüntü elde etmek çok güçtür. Bu nedenle objektifler birçok mercekten oluşur. Objektiflerin oluşturduğu görüntü yuvarlaktır ve görüntünün en net bölgesi ortasıdır. Kenara doğru görüntü zayıflar ve görüntünün netliği bozulur.

Odak Uzaklığı
Objektif ile film yüzeyindeki görüntü arasındaki uzaklığa denir. Film yüzeyindeki görüntünün büyüklüğünü yönlendirir. Ayrıca fotoğrafı çekilen konuya hangi açıyla bakılacağını yani objektifin açısını belirler. Bir konuya çıplak gözle bakmakla objektifle bakmak arasında çok önemli bir fark vardır. Odak uzaklığına bağlı olarak objektiften geçen ışınların kırılması değişir ve bunun sonucu oluşan görüntünün büyüklüğü farklı olur.

 Görüş açısı: Bir insanın çevresinde net olarak görebildiği açıdır.
 Bakış açısı: Bir objektifin görebildiği açıdır. Objektifin odak uzaklığına
göre daralan ya da genişleyen kesin açılardır.
 Farklı odak uzaklıklarındaki objektifler fotoğraf çekene sonsuz sayıda
bakış açısı sağlar.



Doğa fotoğrafçılığında kullanılan objektifler

Normal objektifler
35 mm -50 mm 'lik normal objektif manzara çekimleri için çok uygundur. Bu objektif görüntü kalitesi açısından diğer objektif türlerinden daha iyidir ve insan gözünün görüş açısına yakındır. Geniş açılı ve tele objektifler gibi perspektifi bozan etkileri yoktur.

Geniş açılı objektifler
Normal objektiften daha geniş bir açıyla konuya bakar ve daha çok alanı fotoğraf karesine sığdırır. Daha kısa odak uzaklığına sahiptir. Konunun fazla uzağına gitmeden geniş bir bakış açısı içinde nesneleri küçültür. Bu objektiflerde alan derinliği yüksektir.
Bu objektiflerin optik özelliği nedeniyle görüntü bozulmaları oluşur. Örneğin; düz çizgilerin görüntü alanı içinde dışa doğru eğilmesi. Geniş açılı objektiflerde yatay ve dikey çizgisel hatlara dikkat edilerek film karesinin ortasına yerleştirmek doğru olur. Çünkü bozulmalar film karesinin kenar kısımlarında oluşur. Film düzleminin konuyu düz görmesini sağlamak için konunun yüksek bir yerden çekilmesi gerekir.
Manzarayı daha geniş açıdan görmek istiyorsanız 35 mm geniş açı objektif kullanılabilir. Eğer bir manzarada ön plandaki öğeleri büyüklük olarak abartmak ve perspektifi sonsuza doğru uzatmak isterseniz 28, 24, 20 mm 'lik objektifler kullanılmalıdır. Bunlar ön cepheyi daha fazla gösterirler ve daha fazla elementin kare içinde yer almasını sağlarlar. Net derinlik fazladır. Ön cepheden arka cepheye kadar fokus yapabilirsiniz.

Teleobjektifler
Dar açılı objektiflerdir. Genel görünüşten bazı öğeleri çerçeve dışı bırakmak, manzaranın bir kısmını almak isterseniz 105, 135, 200 mm gibi bir teleobjektif işinizi görecektir. 300 mm ve daha uzun odaklı teleobjektiflerin perspektifi daraltma, nesneleri üst üste bindirme özelliğinden faydalanarak ilginç peyzajlar çekebilirsiniz.
135 mm ‘lik veya 200 mm ‘lik teleobjektiflerde ise elementler daha büyüktür. Uzaklardaki dağ yakınlaşır ve yüksek gözükür. Alan derinliği daralır. Ön cephe veya arka cephe fokus dışı olabilir.

Zoom objektifler
Değişebilir odak uzaklıklı objektiflerdir. Yani aynı objektifle konuyu çekerken uzaklık değiştirmeden hem genel bakış açısı hem de dar bakış açısı sağlamak mümkündür. Zoom objektif kullanıldığında yanınızda birden çok objektif taşımanıza gerek kalmaz. Basın fotoğrafçılığı yapanlar için vazgeçilmez objektiflerdir.


Makro objektifler
Yakın plan çekimlerinde kullanılan optiklerdir. Çoğunlukla doğada bulunan çiçek, böcek gibi yabanıl yaşama dair fotoğraflar bu tür objektiflerle yapılabilir. Konumuzun çok yakınına sokulmak zorunda olduğumuzdan net alan derinliği oldukça azalır. Örneğin, bir böcek fotoğrafında böceğin yalnızca çok küçük bir bölümü ancak net olabilir.
Alan derinliğini artırabilmek için oldukça kısık bir diyafram kullanmak gerekebilir ve bu da düşük bir enstantane seçimi demektir. Makro çekim yapabilmek için mutlaka bir sehpa kullanılması gerekir. Bu tür objektifleri doğru kullanabilmek için biraz deneyim kazanmak ya da bu işle uğraşan profesyonel fotoğrafçılardan yardım almak gerekebilir.
Makro fotoğrafın temelinde, istenilen görüntü büyüklüğünün uygun alan derinliği ile elde edilmesinde seçilen tekniğin, diğer yardımcı etkenlerle birlikte disiplinli bir şekilde uygulanması vardır.



Filtreler
Objektifin önünde yer alarak film yüzeyine ulaşan ışığı, objektife girerken düzenler. Her renk filtre kendi rengini geçirir diğer renkleri emer. Siyah beyaz filmlerde filtre kullanıldığında grinin ton değerlerinin ortaya çıkışını kontrol eder. Bir rengin gri skalada yer alan tonunu açmak için o renge yakın bir filtre; koyu ton elde etmek için o rengin karşıtı bir filtre kullanırız. Renkli filmlerde ise ışık kaynaklarının verdiği ışığın renk niteliği filtrelerle kontrol edilebilir.
Filtre kullanarak fotoğrafın görünümünü değiştirebilir ve etkisini artırabilirsiniz. Örneğin; kapalı havalarda ışık film üzerinde soğuk ve mavimtırak bir renge doğru yönelir. Bunu önlemek için kehribar sarısı veya soğan kabuğu rengi diye adlandırılan filtreler kullanılabilir. Manzara resimlerinde gökyüzü sorun yaratan bir alandır; bir polarize filtre ya da mor ötesi filtre gökyüzünün âdeta fazla pozlandırılmış gibi parlamasını önleyebilir.
Doğa fotoğrafçılığında kullanılan bazı filtreleri tanıyalım.

Polarize filtreler
Doğa fotoğrafçılığının vazgeçilmezleri arasındadır. Renk doygunluğunu artırmaları ve kontrastı yükseltmelerinin yanında su yüzeylerindeki yansımaları da engelleyebiliyor oluşları, bu filtreleri temel malzememiz hâline getirir.


Koruyucu filtreler
Makinemizi korur ve pusu ortadan kaldırarak kontrastlık sağlar. Çıplak gözle göremediğimiz, ama filmlerin algılayabildikleri ultra-viyole ışınlarını kesmek için UV ya da Skylight filtreleri kullanılır.

Degrade renk filtreleri (graduated filtreler)
Gökyüzünün rengini ya da yoğunluğunu artırmada işe yararlar. Özellikle “gri” ve “gün batımı” filtreleri doğa fotoğraflarında çok kullanılır. Örneğin, Resim 1.4.2’ de kullanılan bir gün batımı gibi.

Yakınlaştırıcı filtreler (close up)
Bu filtreler üçlü takımlar hâlinde satılır. Kapalı havalarda homojen ışık altında oldukça elverişli pozlandırma koşulları yakalanabilir. Ancak çok kapalı havalarda kullandığımız filmler renklerin ayırt edilmesinde insan gözü kadar hassas olamazlar. Böyle durumlarda genellikle film üzerinde hafif bir mavi renk hâkimiyeti söz konusu olur. Bu koşullarda renklerin sıcak tonlarını yakalayabilmek için renk ısıtıcı filtreler kullanmak çözüm olur.



Filmler
Görüntünün ışığa duyarlı bir yüzey üzerine kaydedilerek sabitleştirilmesi film sayesinde gerçekleşir. Filmde görüntünün oluşması için ışığa duyarlı bir tabaka vardır. Gelen ışığın miktarına ve geliş zamanına bağlı olarak bu tabaka reaksiyon göstererek kararır. Fotoğrafın canlılığı renkleri en iyi yansıtması ile olur. Bu da doğru film seçimi ile gerçekleşir.
Hızları ve yapısal özellikleri açısından filmleri iki ayrı grupta değerlendirebiliriz.

Filmlerin hızı (film hassasiyeti)
Filmlerin ışığa karşı duyarlılığını ve ışıktan etkilenme süresini belirler. Filmlerin, ISO – DIN - ASA cinsinden taşıdıkları değerler ya da fotoğraf çevrelerinde yaygın olarak kullanılan ismiyle HIZ' ları, filmlerin ışığa duyarlılıklarını ifade eder. Filmlerin duyarlılığı arttıkça grenler belirginleşerek netlik azalır. Gren inceldikçe film duyarlılığı azalır ve görüntü netliği artar. 25 ASA, 50 ASA, 64 ASA, 100 ASA, 125 ASA, 200 ASA, 400 ASA, 800 ASA, 1600 ASA, 3200 ASA, filmlerin standart hızlarıdır. Ortalama hız siyah beyaz için ISO 125, renkli filmler için ISO 100’dür.

Yüksek asa filmler
Işığa daha fazla duyarlıdır (örneğin, 400 ASA). Öte yandan yüksek hızlı filmler iri gren yapacaktır ve dolayısıyla görüntüde detay kayıplarına yol açacaktır. Yüksek ASA filmlerle ışığın daha az olduğu ( loş ışık - az ışık ) koşullarda daha kolay çekim yapılabilir.
Örneğin, gece fotoğraf çekmek istediğinizde 400 ASA - 800 ASA gibi yüksek hızlı filmler seçilebilir.

Düşük Asa Filmler
Işığa daha az duyarlıdır (örneğin; 50 ASA film). Düşük hızlı filmler ince gren filmler oldukları için bütün detayları kaydetmenizi sağlayacaklardır. Düşük ASA filmlerle çekim yapabilmek için de daha fazla ışık bulunan koşullar gerekir.
Not: Ancak bazı durumlarda, iri grenli sonuçlar elde etmek, çekmek istediğiniz fotoğrafların daha etkili olmasını sağlayabilir.
Yapısal Özellikleri

Negatif filmler ve pozitif filmler olarak ikiye ayrılır.

Negatif filmler: Çekildiğinde negatif görüntü veren filmlerdir.
o Siyah - beyaz ( S/B ) negatif filmler
o Renkli negatif filmler
Renkli negatif filmler bir başka yönden de iki gruba ayrılır. Daylight ( gün ışığı ) filmler, tungsten ( yapay ışık ) filmler. Gün ışığı koşulları için ayrı bir film, yapay ışık koşulları için ayrı bir film kullanılabilir.


Pozitif filmler ( Dia - Slayt - Saydam)
Çekimlerinizden sonra görüntüleri pozitif (fotoğraf kartlarının üzerindeki gibi) olarak görmenizi sağlar. Pozitif filmler dia projeksiyon makineleri yardımıyla perdeye yansıtılmak suretiyle görüntüleri çok büyük boyutlarda izlemenize yardımcı olur. Her bir karesi kesilip ayrı ayrı plastik küçük çerçevelere yerleştirilmek suretiyle kolayca arşivlenebilir. Dialarınızın kart baskısını da yaptırabilirsiniz.

Üçayak (Tripot)
Manzara çekimlerinde üçayak kullanmak yararlıdır. Profesyoneller ve amatörlerin bazıları manzara çekimlerinde üçayak kullanırken, ufuk çizgisini doğru oturtabilmek için bir su terazisi de kullanırlar.
Not: Çekim sırasında konuya yaklaştıkça net alan derinliği azalır. Bu özellik yakın plan çekimlerinde daha çok ortaya çıkar. Makro çekimlerde objenin net olabilmesi için konuya kısık diyaframla (11, 16, 22 gibi) yaklaşmalısınız. Bunu da, ışığın şiddetine bağlı olarak, düşük enstantanelerden biri (4, 8, 15, 30 gibi) ile dengelemek durumunda kalabilirsiniz. Bu durumda da üçayak (tripot) kullanılmalıdır. Sonuçta, hangi objektifi kullanırsanız kullanın, tripot en büyük yardımcınızdır.

Işık ölçücüler (Pozometreler)
Güvenilir bir ölçme yöntemidir. Daha çok kontrast olan ve arka ışıklı konularda makine içindeki ışıkölçerlerle doğru ölçüm yapamazsınız. Bu durumlarda pozometre ile değişik noktalardan alacağınız ölçümler seçkin ışık değerlerinizi ölçmenizi sağlar.

Uzatma Kablosu ve Kablolu Deklanşör
Bu kablo ile fotoğraf makinesine bağlantı yaparak deklanşöre uzaktan basıp makinenin titremesini engelleyebilirsiniz. Uzatma kablosu yardımıyla normal flaşınızı, konuyu aydınlatacak şekilde kameradan bağımsız biçimde kullanabilirsiniz. Gün boyunca aynı sahnenin bir dizi fotoğrafını çekmek için deklanşör kablosu kullanabilirsiniz.
Flaş
Suni ışık kaynağı oluşturur. Işığın yetersiz olduğu ortamlarda, konuyu aydınlatarak fotoğrafın çekilmesine yardımcı olan flaşı kullanırız. Doğa fotoğrafçılığında flaş kullanımı önemli bir yer tutar. Özellikle ışığın yetersiz kaldığı durumlarda makro çekimlerde ve ters ışık söz konusu ise flaş kullanmakta büyük yarar vardır.
Makro çekimlerde konuya çok yaklaşıldığı için normal flaşların aydınlatması yetersiz kalacağından, objektifin üstüne geçirilen halka flaşlar kullanılarak aydınlatma sağlanır. Güneşin çok yoğun olduğu zamanlarda da dolgu flaşı kullanılarak gölgelerden kurtulabilinir. Dolgu flaşının amacı kareyi aydınlatmaktan çok, az bir ışık etkisiyle, gereksiz gölgeleri yok etmektir.Bunun için pozlama ayarlarının doğru yapılması gerekir. Çünkü, zaten çok aydınlık olan görüntü bembeyaz çıkabilir ve fotoğraf bazen fazla pozlama olabilir. Dolgu flaşı, gölgeleri aydınlatıp oradan da detay almak ve yüksek ışıktaki kontrast fazlasını düşürmek amacıyla kullanılır.

Doğa Fotoğrafının Çekim Teknikleri

Işık
Fotoğraf, bildiğimiz gibi ancak ışık ile gerçekleşebilir. Işığın konumuzun üzerindeki etkisini çok iyi incelemeliyiz. Pozlandırma ile ilgili değişik teknikler ve öngörülen yöntemler olmakla beraber bu işlem sırasında fotoğrafçının duyguları ve kendisinin konuyu nasıl görüp göstermek istediği de çok önem kazanmaktadır. Dolayısıyla fotoğrafçı doğru poz değerlerini kendi tecrübesi ve istekleri doğrultusunda değiştirebilir. Bir fotoğraf, yeteri kadar ışık almalıdır. Işık, bir fotoğrafçı için çok önemlidir. Bu sebeple fotoğrafçılar birbirlerine çekime çıkarken "ışığınız bol olsun" demektedirler. Tıpkı bir denizcinin diğerine "rastgele" demesi gibi.
 Işığın dört fonksiyonu vardır:
 Konuyu aydınlatır,
 Hacim ve derinliği sembolize eder,
 Fotoğrafın atmosferini oluşturur,
 Aydınlık ve karanlık yoluyla desenler oluşturur.
 Işık kaynakları açısından iki türe ayrılabilir:
 Doğal ışık: Gün ışığı
 Yapay ışık: Herhangi bir ışık kaynağından gelen ışık

Doğa fotoğrafında ışık denilince doğal ışıktan yararlanmak düşünülür. Bunun için de doğal ışığın en güzel olduğu saatleri iyi değerlendirmek gerekir. Sabahın ilk ve akşamın son saatleri doğa fotoğrafı için en uygun saatlerdir. Yani güneş ışınlarının yeryüzüne yatay olarak geldiği ve sıcak tonlara sahip olduğu saatlerde fotoğraflar için ilginç bir ambiyans sunulabilir. Akşamüstü ışık çok hızlı değişir. Bu hızlı değişimin sonucu olarak da bize çok çeşitli fotoğraf olanakları sunar.
Güneş ışınlarının yeryüzüne dik olarak geldiği öğlen saatleri, neredeyse hiç bir fotoğraf konusu için uygun değildir. Çünkü her şeyin sert gölgeleri oluşur ve kontrast çok yüksektir. Böyle bir ışık altında insan gözü görse bile, film gölgede kalan bölgelerdeki ayrıntıları kaydedemez. Böylece fotoğraflarda simsiyah bölgeler oluşur.
Ayrıca yağmurda ve sonrasında doğa en güzel hâlindedir. Özellikle, yağmurdan hemen sonra renkler daha parlak ve canlı olur. Yaprakların üzerindeki yağmur tanelerinin ışığı kırması ve yansıtması sayesinde çok güzel görüntüler yakalayabilirsiniz.




Işığın dört temel özelliği vardır. Bunlar, parlaklık, yön, renk ve kontrasttır.

Parlaklık: Rengin ne kadar ışıkla göze göründüğünü anlatır. Renklerin ışık yansıtma boyutudur. Işığın yoğunluğunun ölçüsüdür. Bir pozometre yardımı ile ölçülür. Pozu belirler, kameranın elde mi tutulacağına, sehpaya mı bağlanacağına karar vermekte yardımcı olur. Fotoğrafın rengini ve atmosferini belirler. Parlaklık, kar ile kaplı alanlar ve buzullarda görülebilecek şiddetten, yıldızsız bir gecenin karanlığına kadar farklılıklar gösterir. Sadece pozu etkilemez, fotoğrafın renk yorumunu da belirler.

Yön: Düşen ışığın yönü, gölgelerin pozisyonunu ve yoğunluğunu (miktarını) belirler.
Doğa fotoğrafçılığında kullanılan, genel aydınlatma yönlerine göre ışık:
Yanal ışık
Işık kaynağı konunun yan tarafındadır. Ön taraftan ziyade hafifçe arkaya kaymış durumdadır. Üç boyutluluk izleniminin ve renk veriminin iyi olması için sıkça başvurulan bir aydınlatma şeklidir. Yan ışık, kullanılması kolay bir şekildir ve daima iyi sonuç verir.
Ters ışık
Işık kaynağı az veya çok konunun arkasındadır ve onu arkadan aydınlatır, gölgeler kameraya doğru uzar. Diğer aydınlatma şekillerine göre konu kontrastı daha yüksektir. Bu özelliği, ters ışığın renkli fotoğraf için çok uygun olmadığını gösterir. Diğer taraftan bütün diğer aydınlatma şekillerine göre daha inandırıcı bir mekân ve derinlik hissi verir. Renkli çalışan fotoğrafçılar ters ışık kullanımını zor, fakat iyi kullanıldığı zaman insanı ödüllendiren bir şekil olarak düşünürler.
Hemen hemen değişmez bir biçimde, yandan ve önden ters ışık aydınlatma kullanımı, olağanüstü güzellikler ve ifadeler dünyasının kapısını aralar. En dramatik ışık formudur. İfade ve atmosfer kuvvetlendirmede sahipsizdir.
Tepe ışığı
Işık kaynağı az çok konunun üzerindedir. Diğer aydınlatma şekilleri arasında en az fotojenik olanıdır. Çünkü düşey yüzeyler doğru renk verimi için yeterince aydınlanmazlar. Gölgeler çok küçüktür ve derinlik ifadesi veremeyecek şekilde görüntüde yer alır. Dışarıda bu, tipik öğle güneşi ışıklarıdır. Fotoğrafa yeni başlayanlarca parlak ve güzel bulunduğu için tercih edilir.

Renk: Beyaz ışığın prizma ile tayflar halinde renklere ayrılmasıdır. Rengin saflığı ve doyumu rengin kalitesini belirler. Siyah ve griler, yani gölgeler rengin doyumunu etkiler.

Kontrast: Bir ışık kaynağının yaydığı ışığın konu üzerindeki kontrastını belirleyen faktörler öncelikle konu, ışık kaynağı mesafesi ve ışık kaynağının konuya göre etkili ya da geçerli boyudur. Konu ışık kaynağı mesafesi arttıkça ya da ışık kaynağının konuya göre etkili ya da geçerli boyu azaldıkça ışık kaynağının yaydığı ışınlar birbirlerine paralel hâle gelir. Bu da ışık ve ışığın yarattığı gölge arasındaki
yoğunluk farkının artmasına ve ışık – gölge arasındaki geçiş bölgesinin daralmasına yol açar. Işık-gölge arasındaki geçiş bölgesi azalırsa kontrastlık artar.

Kontrast Sorunu Nasıl Oluşur?
Koyu gölgeleri ve parlak bir gökyüzünü aynı fotoğrafta çekersek ya gökyüzü patlayarak bembeyaz olacaktır, ya da ön plandaki dağ, taş, deniz vb. kopkoyu çıkacaktır. Çekilecek karenin, en açık bölgesiyle en koyu bölgesi arasında 2 stoptan fazla ışık farkı varsa, o fotoğraf iyi sonuç vermez.
 Neler yapılabilir?
 Aydınlık bölgeden ölçüm yapınız ve yarım stop kadar az pozlama yapınız. Böylece koyu bölgeleri doygun bir siyaha dönüştürmüş olursunuz.
 Aydınlık bölgelere olabildiğince az yer vererek, koyu bölgelere göre pozlama yapınız. Çok açık çıkacak olan aydınlık bölgelerin rahatsız ediciliğinden ancak onlara çok az yer vererek (daha da iyisi hiç yer vermeyerek) kurtulabiliriz.
 Aydınlık ve karanlık bölgelere hemen hemen aynı oranda yer vererek ama aynı zamanda açık bölgeleri dengelemek için degrade gri bir filtre kullanarak bu sorunun önüne geçebilirsiniz.

Not: Bir fotoğraf sadece çok ışık aldığında bozulmaz, az ışık alınca da bozulur. Fotoğrafın en iyi hâli, ışığı en güzel almış hâlidir. Ne çok fazla, ne çok az. Bazen ışığı bilerek azaltıp / artırarak efektler yaratılabilir. Yani ışığın seçimi, tamamen fotoğrafçının "ne yapmak istediği”ne bağlıdır.
Işığı doğal yollardan azaltamıyorsak, makinenin pozlama süresi ve diyaframı ile oynayarak azaltabiliriz. Bazen güneş ışığı bile doğal yollardan azaltılabilir. Örneğin, güneşin bulutların arasına girmesi beklenerek, daha hoş bir ışık ortamı sağlanabilir veya hoş gölgeler / ışıklar oluşturabilecek yansıtıcı veya şemsiyeler kullanılabilir.

 Işığın çok olduğu durumlarda dikkate alınacak bazı ipuçları
 Eğer konunuz doğrudan gelen güneş ışığı altında ve çok keskin kontrastlı ise bir şemsiye, geniş bir bez ya da yanınızda bu işe yarayacak başka bir şey ile güneş ışığının doğrudan nesne üzerine düşmesine engel olabilirsiniz.
 Yansıtıcı paneller vasıtasıyla konunuzun istediğiniz gibi aydınlanmasını sağlayabilirsiniz. Üzerini alüminyum folyo ile kaplayacağınız kalın bir karton parçası kolaylıkla yansıtıcı işlevi görebilir.
 Hiç ışık almayan bir ortamda güneş ışığını bir ayna yardımı ile yansıtarak kullanabilirsiniz.
 Açık havalarda, günün öğle saatlerinde fotoğraf çekmekten kaçınmalısınız. Sabah erken saatleri ile akşam geç saatleri tercih etmelisiniz. Özellikle gün ışığının iyice yatay geldiği ve nesnelerin üzerinden yansıyan ışığın nesneleri turuncu renge dönüştürdüğü saatler çekim yapmak için en güzel zamanlardır.
 Kapalı havalar da ışığın homojen olduğu zamanlardır, günün her saatinde fotoğraf çekilebilir.

Hareket

Hareketli konuların, örtücü perde ile net ya da flu çekilmesini sağlayabilirsiniz. En sık başvurulan yöntem, yüksek enstantane kullanarak hareketi dondurmaktır. İnsan gözünün algılayamayacağı kadar kısa süreli bir anı ölümsüzleştirmeye çalışmak fotoğrafa doğallık dışında bir şey katmaz. Çünkü hareket durağan bir fotoğrafla verilemez. Bu nedenle fotoğrafta yavaş enstantane değerleri kullanarak hareket ediyormuş duygusunu verebiliriz.
Eğer bir akarsu fotoğrafı çekiyorsak, suyun hareketini daha iyi verebilmek için üçayak üzerinde düşük örtücü hızı (1/4 veya daha aşağısı enstantane) kullanmak iyi sonuçlar verecektir.
Yüksek enstantane kullanılarak çekilmesi gereken birçok konu vardır ve bu şekilde çekilen çok başarılı fotoğraflar da bulunmaktadır. Bu durumda bütün fotoğraf net olmalıdır. Konusu nedeniyle hareket izlenimi net olarak verilebilir. Denizdeki dalgalar, uçan kuşlar, rüzgârdan eğilen ağaçlar gibi.
Bu tür konuları görüntülerken özel bir anlatım tekniğinden yararlanmak, “panning” olarak bilinen “kaydırma tekniği” ni uygulamak gerekir.

Havadaki konuları dondurmak, yerdeki konuları ise kaydırma tekniği ile çekmek uygundur.

Kaydırma Tekniği (Panning)
Fotoğrafa hız efekti vermek istediğimizde, bakış yönümüze dik olarak gerçekleşen hareketlerin görüntülenmesinde kullanılan etkili bir yöntemdir. Koşan bir leopar, yağmurun hareketi, kaydırma tekniğinin konusu olabilir. Yani bakış açımızda, soldan sağa veya yukarıdan aşağıya tam tersi hareket halinde konular olmalıdır.
Kaydırma tekniği uygulamak istediğinizde düşük enstantane kullanılmalıdır. Örn. 2, 4, 8 ve 15 enstantaneler, bu etki üzerine alıştırmalar yapabileceğiniz değerlerdir. En başarılı enstantanenin hangisi olacağını her fotoğrafçı kendisi deneyerek bulabilir.



İşte işin püf noktası: Hareketi, yönünü ve hızını doğru tespit ederek, hareketle aynı yönde fotoğraf makinesini kaydırmak.
Kaydırma denilen bu yöntemin en önemli özelliği hareket eden konuyu hareketsiz, aslında hareketsiz olan arka planı ise hareketliymiş gibi bulanık göstermesidir. Bu anlatım tekniği, hareket eden konunun fondan sıyrılarak öne çıkmasını sağlar. Bu işlemi, fotoğraf makinesini elde tutarak yapabileceğiniz gibi, bir Tripot üzerine bağlıyken de yapabilirsiniz.
Bunu yaparken, konuyu sürekli olarak kadrajınızın içinde aynı noktada tutmaya çalışmalısınız. Konunun net ve belirgin olabilmesi için bu gereklidir. Konuyu bir süre izledikten sonra ve fotoğraf makinesini de aynı hızda kaydırırken deklanşöre basın. Bu tekniğin doğru olarak uygulanabilmesi için fotoğraf makinesinin, deklanşöre basıldıktan sonra da konuyu düzgün bir biçimde izlemesi gerekir.

Kaydırma tekniğinde kullanılması gereken düşük enstantane değeri birkaç değişkene bağlı olarak değişir.
 Hareketin hızı: Hızlı bir hareket söz konusuysa “görece” yüksek bir enstantane, düşük hızlı bir hareket söz konusuysa “çok düşük” bir enstantane kullanılmalıdır. Örneğin, koşan bir çita ile geyik için aynı enstantane değerini kullanmak doğru olmaz.
 Konunun uzaklığı: Konu bize çok yakınsa, hareketin açısal hızı oldukça yüksek demektir. Yani “görece” (yüksek bir enstantane) değeri gerekir. Oysa konu bizden uzaklaştıkça açısal hız azalacağından, oldukça düşük değerler kullanmak gerekir.
 Odak uzunluğu: Uzun odaklı bir teleobjektifle, kısa odaklı geniş açılı bir objektif aynı enstantane değerinde farklı etkiler yaratır. Örneğin, teleobjektif için düşük bir değer geniş açı için o kadar düşük değildir. Geniş açı için 1/2 saniye istediğimiz etkiyi verebilirken, tele için bu değer çok düşük kalabilir. Ama genel olarak, uzun odaklı bir objektif kullanırken yüksek enstantane kullanmamız gerekir.
 Filmin ASA’sı: Havanın açık olduğu bir öğlen vakti, ortamdaki ışık o kadar yüksek olacaktır. Bu nedenle düşük ASA’lı film kullanmak gerekir.

 Konunun Dondurulması
Konuyu dondurmak istediğinizde ise 1000, 2000, 4000 gibi yüksek enstantaneler kullanılabilir. Bu değere karar verebilmek için konuyu çok iyi izlemeniz gerekir.

Işığın yetersiz olduğu ortamlarda hareketli konuları çekmek istediğinizde, uzun süreli pozlandırmalar yapmanız gerekir. Örneğin, bir gece fotoğrafı çekmek istediğinizde, Tripotun üzerine bağlayacağınız makinenizin enstantanesini 30 saniye gibi bir süreye (ya da B konumuna) ayarlamalısınız. Dağlarda ve yaylalarda da farklı gece fotoğrafları çekilebilir. Havanın kapalı olmaması şartıyla, çok uzun süreli pozlandırmalarla yıldızların fotoğrafları çekilebilir. Makineniz Tripota bağlı iken 15 dakika, yarım saat, bir saat gibi çok uzun süreli pozlandırmalar ilginç sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu süre içinde, dünyamız kendi çevresinde hareket ettiği için yıldızların film üzerinde uzamaları ve çizgi hâline gelmeleri çok hoş etkiler verebilir. Çıplak gözle görülemeyecek bu etki, çok ilginç fotoğrafların oluşmasına neden olur.

Fotoğrafta Hareketin Farklı Amaçlarla Kullanımı
 Hareket, özneyi daha iyi vurgulamak ve ön plana çıkarmak için kullanılır. Bu durumda özne hareketlidir ve fotoğrafçı, ya özne ile aynı hızda giden bir taşıt içindedir ya da sabit durur, fakat makinesiyle hareketli nesneyi izler. Bu şekilde amaçlanan, aslında durağan olan fondaki görüntüyü hareketli, hareket içinde olan özneyi ise hareketsiz yakalamaktır. Bu sayede hareketli nesne flu olan fondan iyice ayrıştığı için vurgu yapılabilir.
 Hareket özneyi önemsizleştirmek için kullanılır. Önemli olan fotoğrafta içerilen mekân ise ve odağı başka bir yere çekecek herhangi bir hareketli özne varsa, hız iyice düşürülür ve bir hayalet-görüntü elde edilir. Burada amaç, hareketli görüntüyü siluet-şekil hâline getirmek ve vurguyu fondaki genel mekân üzerine odaklamaktır.
 Hareket hız duygusunu vurgulamak için kullanılır. Bu süreçte seçilen hızın önemi vardır, çünkü çok düşük hızlarda izler çok uzar ve hareketten çok belirsizlik oluşur.
 

Film Seçimi
Daha önceki konularımızda film çeşitleri hakkında bilgi sahibi olmuştuk. Siyah-beyaz, renkli negatif, renkli pozitif filmlerden hangisini çekim için kullanacağımıza karar vermemiz gerekli. Siyah beyaz ve renkli negatifler baskı yapmak için, renkli pozitifler (saydam filmler) ise projeksiyon makinesinde gösteri amaçlı kullanılır. Filmler değişik hızlardadır ve ASA, ISO numaraları ile gösterilir.

Her tür film, doğa fotoğrafçılığı için kullanılabilir; ama doğadaki yeşil, mavi gibi tonlara daha duyarlı olan filmleri seçmekte büyük yarar vardır. Genel amaçlı filmleri de kullanabilirsiniz. Fujichrome Velvia ve Kodak Ektachrome E100VS gibi renk doygunluğu yüksek filmler doğa fotoğrafçılığı için en uygun filmlerdir. Ayrıca siyah-beyaz ve renkli negatif filmler de kullanarak çok etkili görüntüler yaratabilirsiniz.

Doğa Fotoğrafının Nitelikleri

Manzara fotoğrafları, panoramik görüntüler, yakın plan bitki çekimleri, vahşi hayat hayvan fotoğrafları, doğa fotoğrafının konularındandır.
Doğa fotoğrafının amacı, bitki örtüsü, hayvanlar ve jeolojik oluşumların insan tarafından oluşturulmamış ve insan izi taşımayan doğal bir ortamda fotoğraflanmasını teşvik etmektir. İçinde insan ve çevresinin izlerini taşıyan fotoğraflar mükemmel olarak kabul edilemez. Ama küçük ve önemsiz kabul edilebilecek insan izlerini kullanmamızda bir sakınca yoktur. Amaç fotoğrafçıların bitki örtümüze, hayvanlarımıza ve jeolojik oluşumlarımıza saygı göstermelerini ve insan izlerini ortadan kaldırmak ya da hiç olmazsa bunları en aza indirgemek için fotoğrafik becerilerini kullanmalarını teşvik etmektir.
Amacın sadece fotoğrafların sergilenmesi değil de, fotoğrafçıların doğal dünyayı duygu, hassasiyet ve gerçeklikle kaydetmelerini özendirmek olduğu düşünülmelidir. Kaybolmakta olan şeylerin acilen kaydedilmesi gerektiğinden dolayı bunu teşvik etmeliyiz. Amacımız doğa konularını görüntülemek ve insanlara bırakmak; onlara özgü ortamların görüntülerini de başkalarına bırakmaktır.
Teknik arayışların ardından estetik arayışlar, fotoğrafın toplumsal yönünü ve işlevini de gündeme getirmiştir. Kısa zaman içinde fotoğraf, toplumun bilgilenmesini, gelişmesini, değişmesini ve iletişim kurulmasını sağlayan bir araç olmuştur.


Her konu kendine ait teknik gerektirir. Doğa fotoğrafları çekerken farklı objektifler kullanarak; enstantane diyafram ilişkisi ile hareketi ve dondurma tekniklerini kullanarak; film seçimini doğru yaparak çok farklı sonuçlar elde edebilirsiniz.
Yakın plan çekimlerde kısık diyafram değerleri, makineyi elde tutarak çekim yapamayacak kadar düşük enstantaneler kullanmaya zorlayacağından, tripot ve kablo deklanşör (ya da uzaktan kumanda) kullanmanız gerekir. Bu sayede netlik ve keskinlikte sorun yaşamazsınız.
Doğa fotoğrafında kullanılan ışık, doğal ışıktır. Konu çekimlerinde doğru zamanda doğru yerde olmak önemlidir. Su damlaları, çise veya ince tüyler gibi ayrıntıları yakalamak için yağmur sonrası beklenilebilir.
Geniş manzara çekimlerinde net alan derinliğini artırarak hem uzaktaki hem de size yakın konuların net olmasını sağlayın. Bunun için geniş açılı objektif ve kısık diyafram (16, 22 gibi değerler) kullanınız.

Orijinal görüntü, fotoğrafçı tarafından çekilmiş olmalıdır. Orijinal görüntüye yapılacak her türlü müdahale ve değişiklik, hataların hafif bir rötuşu ile sınırlı olup, orijinal görüntünün içeriğini değiştirmemelidir.

Doğa fotoğrafı çekerken konunun belirli kompozisyon kurallarına göre düzenlemelerinin yapılması doğru olur. Yakın çekim bitki fotoğrafları için fotoğrafçının
bütün konuyu düzenlemesi gerekir. Etkili manzara fotoğrafları için ışıklandırma, kompozisyon ve görüş açısı bilgilerine sahip olması gerekir.

Kompozisyon:
Fotoğrafı anlatan tüm anlatım ögelerinin belli bir çerçeve içinde, anlatımı etkili kılacak ve izleyicinin duygu ve düşüncelerini paylaşmasını sağlayacak şekilde
düzenlenmesidir.
Bu düzenleme, belirli bir sanat disiplinine göre uygun ve estetik dozda yapılmalıdır.
Fotoğraf hep belirli bir çerçeve içinde vardır. Fotoğrafı bu çerçeve içine yerleştirirken dikkat etmemiz gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallar kısaca şunlardır:

Görüş açısı: Kompozisyonu kontrol etmenin en önemli kurallarındandır. Görüş açısını sağdan sola, yukarıdan aşağıya değiştirmek nesnelerin birbirlerine olan uzaklıklarının değişmesine neden olur.

Ölçeklendirme (1/3 Kuralı veya Altın Kesim): Görüntünün beyinde rahat algılanması amacıyla yapılan bir düzenleme şemasıdır. Fotoğraf karesi, sanal
olarak yatayda ve dikeyde üçer eşit parçaya bölünür. Yatay ve dikey çizgilerin kesiştiği 4 nokta ilgi merkezi veya konunun yerleştirileceği alanlardır. Objenin
konu ve fon ilişkisi düşünülerek bu noktalardan bir ya da birkaçına yerleştirilmesidir. Ana konunun çerçeve içindeki büyüklüğü, çerçevenin 1/3’ünü kaplamalıdır. Ufuk çizgisi karenin ortasına yerleştirilmemeli, bölünmüş alanların üçte birine gelecek şekilde düzenlenmelidir.

Şemalar: Çerçeve içinde karmaşık duran öğelerin belirli bir düzene sokulması ve sadeleştirilmesidir. Çok sayıda öğenin birleşerek basit bir biçim oluşturması
amaçlanır. Amaç, kompozisyonu dağınıklıktan kurtarıp kolay algılanır basit bir biçimde toparlamaktır. Şemaları X, kare, üçgen, köşegen gibi kategorilendirebiliriz. Bu şemalara göre çekilen fotoğrafların etkileri daha fazladır. Örneğin akarsular “S” biçiminde şema ile karşımıza çıkar.

Leke: Fotoğrafta renk lekeleri ya da çevresi zıt değerlere sahip ton lekeleri. Fotoğraftaki kontrast değerlere bağlıdır.
Doku: Nesnelerin kendi yapısal dokuları; taş, ağaç vb. ya da nesnelerin aşırı sıklıkla bir araya gelmeleri. Orman, dalgalar vb.
Form (Hacim): Üçüncü boyut arayışını sağlar. Cephe ışığı veya ters ışık hacim etkisini azaltır. Yanal ışık, ışık-gölge yardımı ile hacimleri vurgular.
Renk: Rengin doğruluğu beyaz ışığın altındaki renktir. Işık kaynağının rengi değişince renkler de değişim gösterir. Siyah ve beyaz ışık etkileri ile rengin doygunluğu azalır ve pastel tonlar oluşur. Çekim yaparken kontrast renkleri bir arada kullanarak renk armonisi düzenlenmelidir. Renkler hislerimizi etkiler, objenin büyüklüğünü ve görüntüsünü farklı algılamamızı sağlar. Örneğin, açık renkli objeler daha büyük görünür.
Ritim: Belli bir düzene göre benzer elemanları tekrarlama. Ritim görüntüye zenginlik katar, doğrultu ve yön gösterir. Örneğin, dizilmiş ağaçlar.
Uyum (armoni): Büyüklüğü, biçimi, hareketi, renkleri, tonları bakımından uyumlu öğelerin bir arada kullanılması.
Denge: Nesnelerin alanda kapladıkları yer, renk, ışık, ve ton dağılımı.

İnsan gözünün baktığı her plana netleme yapabilme yetisi olduğu gibi hareketli, hızlı konuları takip edebilme ve net görme yetisi de vardır. Ancak hareket, durağan bir ortam olan fotoğrafta doğrudan verilemez. Hareket zaman içine yayılmış bir olaydır.Fotoğrafçı hareketi fotoğraflarında doğrudan veremese de hareket hissini bazı grafik yollarla uyandırabilir. Bazı fotoğrafçılar hareketli konuyu dondurarak, net çekip, hareket hissinin uyandırılmasına engel olurlar. Hareket, sembollerle verilir ve bu birkaç yolla yapılabilir. Fotoğrafçının hangi yolu ya da sembolü seçeceği şu şartlara bağlıdır:

 Fotoğrafın amacı
 Objenin doğası ve yapısı
 Hareketin türü ve derecesi (objektif aksı ile konunun hareket yönünün yaptığı açı)

Örneğin fotoğrafta bir insanın hareketli olduğu, çok kısa pozlama süresi ile ancak vücudunun almış olduğu pozisyonla gösterilebilir.

İzleyici, beyninde depolanmış görüntülerden faydalanarak fotoğraftaki insanın ne yaptığını hemen anlar. Net bir fotoğrafta bir atın koştuğu, dört ayağının da yerden kesilmiş hali ile gösterilebilir. Bu tür görüntüler ancak hareketin bir kanıtı olmakla birlikte hareket hissini veremez.

Poz süresi uzatılarak hareketli konunun fotoğrafı çizmesi sağlandığında konunun sabit kısımları net, hareketli kısımları ise belli belirsiz çizgilerden oluşacaktır ve hareket hissi kazandıracaktır.

Hareketli Konularda Enstantane Kullanımı
Fotoğraf makinesinin, saniyelerle ve saniyenin kesirleriyle işaretlenmiş bir kadranla kontrol edilen enstantane ayarı, diyafram açıklığı ile birlikte film üzerine ne kadar ışık düşeceğini belirler. Ama daha da önemlisi, enstantane ayarı, hareketli ya da durağan konuların net ve keskin detaylı olarak mı yoksa belli bir izlenimi ifade edercesine bulanık olarak mı kaydedileceğini belirler.

Obtüratör açıkken fotoğraf makinesinin hareket etmesiyle oluşabilecek istenmeyen titremelerden kaçınmak için yeterince yüksek bir enstantane hızı kullanmalısınız. Eğer, makinenizi bir üçayak üstüne oturtursanız, makinenin titreme tehlikesi ortadan kalkacağından, saniyeler süren uzun enstantaneler kullanabilirsiniz. Buna karşın makineyi elinizde tutuyorsanız genel kural, hiç değilse objektifinizin odak uzaklığına denk bir enstantane kullanın. Bu kuralın nedenlerinden biri objektiflerin uzunlaştıkça daha ağırlaşması, diğeri ise makinedeki en küçük hareketin objektifin uç noktası uzaklaştıkça daha fazla kaymaya sebep olmasıdır.

Odak uzaklığı                               Enstantane hızı
50 mm'lik objektif için                  1/60 sn ya da üstü

90-135 mm'de                             1/125 ya da üstü
250 mm'de                                  1/250 ya da üstü

Konu Hareketini Dondurma  
Fotoğraf makinesiyle hareketin dondurulması için başvurulan iki yöntem vardır. Bunlardan biri, ani yoğun ışık veren flaş kullanımı; diğeri, hızlı bir enstantane kullanımıdır. Hareketi dondurmak için gerekli enstantane, konunuzun makinenize göre hareket yönüne de bağlıdır. Örneğin, makinenin tam üstüne doğru gelen ya da makineden uzaklaşan süratli bir otomobilin hareketi, objektifin görüş alanına paralel olarak yapılan bir hareket için gerekenden çok daha yavaş bir enstantaneyle dondurulabilir. Ayrıca, bir nesnenin hareketini yakalamak için, nesne fotoğraf makinesine ne kadar yakınsa, o kadar yüksek bir enstantaneye gerek vardır.

Örneğin, koşan bir insanı çekerken, bütün ayrıntılarıyla "dondurulmuş" bir görüntü için 1/250 hatta 1/500 saniyelik bir enstantane kullanılırsa çekim sırasında koşan insan figürü, objektifin görüş alanının bir ucundan diğer ucuna doğru çok hafif olarak hareket etmiş olacaktır. Sonuç, yine kesinlikle tanınabilir bir koşucudur; ama bu kez görüntü biraz bulanıktır ki, bu da hareket ve canlılık hissi yaratır.


Her zaman, enstantane ile diyafram açıklığını birlikte dikkate almak zorundasınız. Aynı örneği kullanarak 1/500 saniyede doğru poz için pozometreniz f4 verdiyse, 1/60 saniyede f11 kullanmanız gerekecektir.
Bu durumda netlik derinliği önemli ölçüde artacak. belki de dikkati dağıtan bir arka plan da netleşecektir.




Konunun Hareketliliğinin Efektini Verme

Pan Yapma: Enstantaneyi yaratıcı bir şekilde kullanmanın başka bir yolu da "pan yapma", yani obtüratör açıkken fotoğraf makinesini hareket ettirmektir. Bunu yapmak için, 1/30 ya da 1/60 saniyelik bir enstantane seçin ve pozlandırma yaparken konuyu makinenize göre aynı konumda tutmaya çalışarak konunun hareketini makineyle izleyin. Hareket eden konu net görünecek; ama bütün hareketsiz nesneler (arka plan gibi) bulanık olacaktır.




Manuel Pozlandırmalar: Havai fişekler gibi konularda, enstantaneyi B'ye ayarlayarak makineyi bir üçayak üstüne yerleştirin. Parmağınızı deklanşörden çekene kadar uzun bir poz süresince enstantane perdesi açık kalacaktır.


Makine Titremesinin Yaratıcılığı: Makine titremesi ilginç dokusal ve ışıksal etkiler yaparak fotoğrafınızı çekici kılar.


Hareketli Konularda Uygun Hızda (ISO) Film Kullanımı
Hareketli konuların çekiminde yüksek enstantane değerlerinin kullanılması bir zorunluluktur. Işığın az olduğu ortamlarda, bu zorunluluktan dolayı çekim yapmak oldukça zordur. Bunu aşmanın en kolay yolu dijital makinelerde ASA değerini yükseltmek, filmlilerde ise öncelikle yüksek duyarlı bir film kullanmak, bunun olanaklı olmadığı durumlarda ise filmin ASA değerini itelemektir.

Hareketli konuların çekiminde filmin duyarlılığı ile çekim hızı (örtücü hızı) arasındaki ilişkiyi şöyle özetleyebiliriz: ISO (duyarkat hızı) duyarlılığı artırılarak çekim hızı azaltılabilir, ISO hızı azaltılarak çekim hızı düşürülebilir. Ancak bu uygulamaların fotoğrafa etkisini bilerek çekim yapmak gerekir. Çünkü ISO değerindeki yukarı değişimle noise / kumlanma artabilir, ISO değerini düşürünce ise detaylar daha iyi ortaya çıkabilir.

Spor Fotoğrafı Çekimiyle ilgili Öneriler:
 Kapalı mekanda spor fotoğrafı çekecekseniz bulunduğunuz ortamdaki aydınlatmalardan dolayı farklı tonlarda fotoğraflar elde edersiniz. Beyaz ayarını kendiniz belirlerseniz (tungsten, fluorescent vb...) bu durumu ortadan kaldırmış olursunuz.
 Çekimlerinizi Raw olarak yaparsanız daha sonra beyaz ayarını photoshop ve benzeri programlarla değiştirebilirsiniz.
 Spor fotoğrafçılığında eylemi dondurmak temel amacımız ise enstantane öncelikli kipe geçerek çekim yapabiliriz.
 Hem hareketi dondurmak hem de görüntüyü net kılmak için 1/650 ve üzeri bir enstantane ile çekim yapmamız gerekir.
 Bazı alanların bulanık çıkmasını istiyorsanız daha düşük hızlarda da çekim yapabilirsiniz.
 Az ışıklı ortamlarda yapılan çekimler için f/2,8 değerine sahip objektifler kullanılması daha uygun olur.
 Kareyi kaçırmamak için önceden çekim yapacağınız alana gelip netlemenizi yapmanız faydalı olacaktır. Örnek vermek gerekirse kaykaylı gençleri çekmek istiyorsunuz; siz netleme yapana kadar çoktan kareden çıkmış olacaktır, hareketi yapacağı noktayı netleyip beklemeye başlarsanız kareyi kaçırmazsınız.
 Gerekli olduğu takdirde istenilen hıza ulaşmak için ıSO'yu yükseltebilirsiniz.
 Çekeceğiniz sporun kurallarını bilirseniz; nerede ne zaman ne olacağını bilirsiniz ve doğru kareyi yakalamaya daha yakın olursunuz.
 Sürekli çekim modunda (örnek, saniyede 4 kare) makinenizi kullanmak "o an"ı kaçırmamak adına oldukça yardımcı olacaktır.
 Spor fotoğrafçılığında üçayak kullanmak "an"ı kaçırmaya sebep olacağı ve sporcu için de ayrıca tehlike yaratacağı için monopod ve tele objektif kullanmak daha mantıklı olacaktır.
 Motor sporları çekiyorsanız hareketi göstermek için "Pan" tekniğini kullanınız. Çok güzel kareler elde edeceksiniz.
Spor fotoğrafçılığı her şeyden önce pahalı bir daldır. Fakat aynı zamanda belki de moda fotoğrafçılığıyla birlikte fotoğrafçıya, çok iyi paralar kazandırabilen dallardan biridir. Zira iyi bir spor fotoğrafı, bir çok yazılı basında yayınlanır ve geniş kitlelere sergilenebilir.




Herhangi bir spor müsabakasında fotoğraf çekerken dikkat etmeniz gereken noktaları sıralayalım.

Futbol ve Diğer Spor Karşılaşmalarının Çekimi için Gerekli Ekipmanlar:
Her şeyden önce bir spor müsabakasında çekeceğiniz fotoğrafın sergilenebilir halde olması için iyi bir ekipmana sahip olmak gerekir.

 Bir spor müsabakasında, hareketi dondurmanız gerektiği için hızlı ve yüksek zoom değerlerine çıkabilen objektifler kullanmanız da kaçınılmazdır. Bu yüzden üst seviye objektiflere yönelmelisiniz.

Örneğin 70-300 mm bir objektif, profesyonel anlamda olmasa bile amatör anlamda bu dal ile ilgileniyorsanız size yeterli gelecektir. Örneğin 70-300 mm F/4.0-5.6, başlangıç için ideal sayılabilecek bir objektif iken, profesyoneller daha çok, 300 mm F/2.8 veya benzer objektifleri tercih ederler.

f durağı ne kadar düşük değerlere sahipse, objektif de o kadar hızlı demektir. Çünkü düşük f durakları, enstantane (diğer bir deyişle örtücü hızını) yukarılara çekmemizi sağlar.

Spor fotoğrafçılığında en önemli olgu, hareketi durdurabilmektir.

Karşılaşma başlamadan önce, müsabakanın oynanacağı sahayı geniş açı ile fotoğraflamak gerekebilir. Bu nedenle, yanınızda bir adet de geniş açılı objektif bulundurmalısınız. Örneğin 10-20 mm F/4,5 veya 12-24 mm F/4,0 gibi bir geniş açılı objektifle bu çekimi yapabilirsiniz.

 1/10 enstantane ile sporcuya odaklanılarak çekilen bir spor fotoğrafı düşünün. Fotoğraf makinesinin perdesi, saniyenin 10'da 1'i kadar bir sürede açılıp kapanacağı için, bu süre zarfında sporcunun yaptığı hareket, fotoğrafa kaydedilecektir. Bu da hiç düzgün gözükmeyen, izli bir fotoğraf anlamına gelir

Diğer taraftan, aynı fotoğrafı 1/500 gibi bir enstantane ile çekersek, sporcunun saniyenin 500'de 1'i kadar kısa bir süre içerisinde yapacağı hareket, çok daha keskin sonuç verecektir. Diğer bir deyişle, perde o kadar hızlı açılıp kapanacaktır ki, sporcu hareketli çıkmayacaktır. Bu da, bir spor fotoğrafının olmazsa olmazıdır. 1/640'tan düşük enstantane değeri kullanmamak gerekir.

 iyi bir spor fotoğrafı için yüksek enstantane hızının şart olduğunu biliyorsunuz. Peki enstantaneyi yüksek hıza ayarladıktan sonra, diyafram değerini (yani f durağı) ne yapmalıyız? Bu tamamen ortamın ışık şiddetine göre ve fotoğrafta nasıl bir kompozisyon oluşturmak istediğinize göre değişir.

Bir futbol maçı oynanıyor ve sizin makineniz, stadın/sahanın ışıklarını yeteri kadar algılayamıyor. Bu durumda yüksek enstantane değerlerine çıktığınız vakit, diyaframı kısmanız size olumsuz sonuçlar getirecektir. Dolayısıyla diyaframı ışık şiddetine göre doğru ayarlamalısınız. Açık diyafram (yani F/3,5 F/2,8 gibi düşük F değerleri) bu gibi durumlarda size iki şey kazandırır; düzgün pozlama imkânı, şık kompozisyon. Kısacası bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz.

Çünkü pozlama değerini ortama uygun ayarlarken, aynı zamanda alan derinliğini de azaltmış olursunuz. Böylece odaklandığınız sporcu net bir görünüm kazanırken, arkada kalan objeler ve mekan bulanık gözükür. Gazetelerin spor sayfalarındaki fotoğraflarını incelerseniz arka planın bulanık, sporcuların net olduğunu görebilirsiniz.

 Kapalı mekanda çalışmak, açık mekanda çalışmaya göre daha zordur. Çünkü sahip olduğunuz ışık yapay ışık olacaktır. Üstelik bu ışık, sizin için değil, sporcular için hazırlanmıştır. Açık alanlarda olduğunuzda, gece olsa bile makineniz kapalı mekana göre daha iyi ışık alacaktır. Işık sorununu hallettikten sonra ilgilenmeniz gereken bir diğer nokta ise; fotoğrafın beyaz dengesidir.

Spor müsabakaları genellikle yeşil sahalarda veya parke alanda yapıldığından, düşük kelvin değerlerini tercih etmeniz çok da mantıklı değildir (örneğin 3200K). Bunun yerine 5000K, 7000K gibi daha sıcak değerleri seçmelisiniz. Bu sayede fotoğraf daha canlı gözükecektir.

 Fotoğraflarını çekmek istediğiniz spor müsabakasını izlerken, ilgi çekici bir an yakalayabilmek için o sporun kurallarını bilmenizde fayda vardır. "şimdi ne olacak?" sorusunu kendinize soruyorsanız, objektifinize hangi anda ne takılacağını bilmenize imkan yok demektir. Fakat kuralları bilirseniz o anda objektifinize ne takılabileceğini önceden kestirebilirsiniz.

Örneğin usta bir futbolcuyu fotoğraflamak istiyorsunuz ve o fotoğrafçıyı objektifinizin ortasına aldınız, takip ediyorsunuz. Ustaca atmak istediği bir çalımı önceden tahmin edebilirseniz, ya güzel bir çalımı ya da yere düşüş anını fotoğraflamış olursunuz. Aynı şekilde, bir basketbol müsabakasında smaç yapılabilecek anı ya da oyuncunun blok yiyebileceği anı sezebilirseniz, çok iyi bir fotoğraf çekebilirsiniz.

Spor, hızlı bir etkinlik olduğundan hızlı davranmak gerekir. Bu durumda hızlı objektif kullanmak gerekir. Ancak siz de hızlı olmalısınız. Bir yandan iyi bir fotoğraf çekmeye çabalarken diğer yandan da bir saniye sonraki "o" anı kaçırmamak gerekiyor. Bunun için, sürekli çekim modunu kullanmak büyük kolaylık sağlamaktadır. Böylece hem hareketi daha kesin bir şekilde donduracak hem de bir sonraki anı daha kolay yakalayabileceksiniz.

 Spor fotoğrafı çekerken karşı taraf (model) sizi umursamaz. Bu durumda avcı gibi izlemelisiniz sporcuyu. Objektifinizin ucundaki alanları iyi kullanmalı yatay kadrajla çekim yapıyorsanız sporcuyu, gittiği yönde boşluk bırakarak fotoğraflamalısınız.


Eğer boşluk bırakmazsanız fotoğrafınız çok sıkışık görünecektir. Dikey bir fotoğraf çekiyorsanız, ayaklardan kafaya kadar tüm bedeni görüntülemek gerekir. Ayrıca birçok spor müsabakasında tripod (üçayak) kullanılmasına izin verilmediği için, bir adet monopod (tek ayak) edinmeniz gerekir.

 Spor fotoğrafçısı zamanla yarışır. Çok hızlı olmak zorundadır. Bu durumda netlik ayarıyla uğraşmak zaman kaybına neden olacaktır. Buna rağmen fotoğraf makinelerini otomatik odaklanma ayarında değil manuel odaklanma ayarında kullanmak gerekir.

Fotoğraflamak istediğiniz spor hakkında yeterince bilgiye sahipseniz avantajlısınız demektir. Çünkü karşılaşmaların ya da yarışmaların ilerleyen anlarında topun/sporcunun/objenin nerede olacağını az çok tahmin edebilirsiniz. Böylece manuel netlik ayarını o bölgeye göre yapabilir, doğru zamanlama ile oldukça kaliteli fotoğraflar çekebilirsiniz



Araba Motor Bisiklet Atletizm Yarışları
Yukarıda bahsedilen konularda yapılan açıklamalar ve öneriler aynı şekilde motorlu araçlarla yapılan yarışmalar için de geçerlidir.

Motorlu araçlarla yapılan çekimlerde panning (kaydırma) tekniğini uygulayarak da çekim yapabiliriz.

Pan tekniğinden kısaca bahsedelim:
Pan tekniği, hareketli olan nesneyi çekim süresince izlemekten ibarettir. Pan tekniğini uygularken öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken konu, enstantane süresinin belirlenmesidir. Hareket hissini fotoğrafa yansıtmak istediğimiz için yüksek enstantane değerleri kullanırsak bu hareketi elde etmemiz güç olacaktır. Bu nedenle pan kullanacağınız fotoğraflarda değer olarak düşük enstantane (uzun pozlama) değerlerinden seçmemiz gerekmektedir. Pan tekniğinin ismini de aldığı ve aynı zamanda en önemli özelliği olan kriter ise kameranın hareketli nesneyi hareketi boyunca izlemesidir. Yani çekim süresince kamerayı hareket yönünde ve hareketli olan nesne ile birlikte kaydırmalıyız. Bu işlem için tripod ya da mümkünse monopod kullanmak bize daha keskin fotoğraflar yakalamamız için yardımcı olacaktır.

Pan tekniğinin uygulama aşamalarını maddeler halinde sıralamak gerekirse:
 Hareketli nesnenin hareketini tam olarak görebileceğiniz uygun bir kadraj ve yer seçiniz.
 Gerekli destek teçhizatınızı uygun yere yerleştiriniz.
 Hareketin hızına ve diğer ışık koşullarına bağlı olarak uygun enstantane değerini belirleyiniz.
 Kaydırma işleminde hareketli nesneyi kadrajınızda aynı noktada tutmaya çalışınız.
 Kısa bir süre nesneyi kameranızla aynı noktada izledikten sonra deklanşöre basınız.
 Düşük enstantane seçildiği ve çekim kısmen uzun süreceği için hareket boyunca hareketli nesneyi kamerayla izleyiniz.

Pan çekim bir çok fotoğrafçının denediği ama bazen tam netice alamadığı kolay olmayan bir tekniktir.

Araba/motor/bisiklet yarışlarında aşağıdaki öneriler doğrultusunda başarılı bir çekim yapabilirsiniz:

 Bu tür yarışlar açık havada gün ışığında yapıldığından özellikle ters ışıkta ve güneş ışığının çok parlak olduğu yerlerde fotoğraf çekerken mutlaka parasoleyi (güneşlik) kullanmak gerekir.
 Yarışlarda panaromik çekim yapmak isteyebilirsiniz. Bu durumda makinenizi (daha çok kullanılan) yatay yerine tripodunuza dikey olarak bağlayın. Böylece çekmek istediğiniz alanda daha fazla fotoğraf çekebilecek ve perspektif bozulmalarını da en aza indirebileceksiniz.
 Hızlı nesnelerin çekiminde makinenizin obtüratör hızını en az 1/500 sn’ye ayarlayarak tetikte bekleyin.
 Önemli ve hızlı fotoğraf karelerini, ani gelişen kaza durumları kaçırmamak için makinenizin (drive) modunu önceden seri çekime getirin. Netliği konunun gerçekleşebileceği yere önceden yaparak da zaman kazanabilirsiniz. Böylece netlik yapmak için ekstra zaman harcamazsınız.
 İsterseniz fotoğraflarınıza hız efekti katmak için nispeten düşük obtüratör hızlarında (1/30, 1/15…) makineniz ile konuyu takip edip uygun yere geldiğini düşündüğünüzde deklanşöre basın ve takip etmeyi biraz daha sürdürün. Böylece pan tekniğini kullanmış olursunuz. Bu teknikle konunun bazı yerleri ve arka alanı netsiz çıkacak ve konu hareketli görünecektir.










GEZİ FOTOĞRAFÇILIĞI

Gezi fotoğrafçılığında, fotoğraf çekmek amacıyla yapılan geziler kastedilmektedir. Gezi fotoğrafçılığında, fotoğraf çekmenin temelini gezi oluşturur. Gezi anında çekilen fotoğraflar, daha çok o kişi veya kişilerin gezileriyle ilgili bakışını ve izlenimlerini aktarır. Bu nedenle, gezi fotoğrafları aynı zamanda anı fotoğrafı kimliğindedir.

Gezi fotoğraflarının başarılı olabilmesi için iyi bir planlama ve zamanlama önemlidir. Yeni yerler keşfetmek, gezmek, seyahat etmek, farklı yerleri görüp orada yaşayan insanları tanımak, kültürlerini öğrenmek, insanları mutlu eder; yaşadığı dünyayı anlamasını ve algılamasını kolaylaştırır. İnsanlar, kendilerini bu coğrafyaları tanıyarak keşfeder, bunları da fotoğraflara yansıtırlar.

İnsanların yeni yerleri keşfetmesi ve bu yerler üzerinde sürekli olarak değişiklikler yapması (binalar, yollar, köprüler vb.) zamanla varolan doğal değerlerimizi kaybetmemize neden oluyor. Hızlı teknoloji kullanımı, yoğun iş tempoları, globalleşme sonucu gelenek ve göreneklerimizi unutuyor veya kendimize göre yeniden şekillendiriyoruz. Her yer zamanla değişime uğruyor; bunun için de gezi fotoğrafçılarının bunları insanlara aktarması, çok önemli bir görev haline geliyor. Gezi fotoğrafçılarının; farklı coğrafyaları, kültürleri, bol bol yolculuk ederek fotoğraflarını çekmeleri gerekiyor. Çekilen fotoğrafları kitap, dergi, sergi, albümler aracılığıyla ürüne dönüştürerek hem insanlarla paylaşmak hem de kalıcı olmalarını sağlamak gezi fotoğrafçılarının sorumluluklarındandır.

Gezi fotoğrafçılığında, gezinin asıl amacı fotoğraf çekmek olmalıdır. Gezerken aynı zamanda da fotoğraf çekmek düşüncesi, konu üzerinde düşünüp en iyi fotoğraf karesini yakalama amacından uzaklaştırır çünkü gezi fotoğrafı; emek, özen, bilgi ve zaman gerektirir. Yeni yerler keşfederken yabancısı olduğumuz yerlerin; kültürünü, dilini, yaşam biçimini, insanlarını, hayvanlarını, coğrafyasını fotoğrafta doğru yansıtmalı ve bunu insanlara fotoğraf aracılığıyla aktarmalıyız.




Gezi Çekimi Öncesi  Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Planlama
Araştırmalarımızın sonucunda fotoğraf çekilecek yer ile ilgili geniş bir bilgi kaynağına sahip olacaksınız. Bundan sonrası ise elde edilen bilgilerin iyi bir zamanlama ile en verimli bir şekilde planlanmasıdır.

Geziye çıktığınız yer (dağ, mağara, orman, köy, kasaba, ülke, müze vb.) neresi ise şenlik vb. etkinlikler neler ise, edindiğiniz bilgiler doğrultusunda gerekli ekipmanları hazırlanmalıdır.

Her yerin en güzel olduğu bir mevsimi vardır. Çekimi planlarken nerelerin, hangi mevsimde daha güzel olduğu bilinerek planlama yapılmalıdır. Örneğin Safranbolu, baharda evlerin yeşil, kahve tonları ile birleşmesi ile en güzel halini alır.

Gidilecek yere nasıl gidileceği, neyle gidileceği, nerede kalınacağı, rehber kullanıp kullanılmayacağı planlamanın önemli koşullarındandır ayrıca yaşanacak olumsuzluklara karşı ikinci bir planın da yapılması yararlı olur.

Zamanlama
Zamanlama, bize en iyi fotoğraf çekme olanağı sunacak zamanı belirlemektir. İlkbaharda daha canlı renklerle görüntüleyebileceğimiz bir yere karla kaplı bir zaman diliminde gitmek veya onarımda, bakımda veya diğer değişik sebeplerle kapalı olan bir yere fotoğraf çekmeye gitmek sıkıntı yaratır.

Bazı yerlerde ve bazı konumlarda, özel zaman dilimlerinde (günbatımı gibi) çekilecek fotoğraf, bize daha etkili bir sonuç verebilir. Bu nedenle planlamayı yaparken çekim sürelerini geniş tutmakta yarar vardır. Planlamada, zaman konusunda belirli, anlaşılır ve esnek olmak gerekir. Günün değişik saatlerinde çekim yapmak bize hem ışık hem de renkler konusunda daha iyi olanaklar sunabilir.

Örneğin akşam kızıllığında çekilmiş ve şehir ışıkları ile yansımalar yaratan fotoğraf gibi. Ayrıca geziyi planlarken, zamanlama açısından gezilecek yerin mevsimi olup olmadığına dikkat edilmelidir.

O bölgede bulunan festival, fuar, pazar, bitkilerin toplanma zamanları ve diğer özel kutlama dönemlerini de dikkate alınmalıdır. Örneğin çay toplayan bir kadını görüntüleyebilmek için çay toplama zamanı orada olmak gerekir.

Yol güzergâhlarının belirlenmesi ve ulaşım
Gezi fotoğrafçılığının önemli konularından birisidir. Gidilecek rotanın ve ulaşımın en iyi şekilde planlanması, gezi fotoğrafı çekeceğiniz süreyi artırarak sadece fotoğraf çekimine odaklanmanızı sağlayacaktır. Yurt içi veya yurt dışı gezilerde planlamanın sağlıklı yürümesi için ulaşım sorunu çözümlenmelidir.

Bunun için otobüs, tren, uçak, gemi, otomobil, bisiklet, motosiklet gibi ulaşım araçlarından hangisinin daha verimli olacağına karar vermek önemlidir. Ulaşım; bölgenin durum ve şartlarına, sizin ekonomik ve kişisel seçimlerinize göre şekillenebilir. Genel olarak kara yoluyla seyahat etmek, gerektiğinde durup fotoğraf çekmek ya da ara yollara girerek fotoğraf çekme olanağı sağlaması nedeniyle gezi fotoğrafçıları için daha çok tercih edilir. Çok vaktiniz varsa tren güvenli bir ulaşım aracıdır. Tren, otobüs, bisiklet gibi ulaşım araçları gezilen yerin insanını, kültürünü, sosyal şartlarını yakından tanıma olanağı sunar.

Hava koşulları
Fotoğraf gezisine gitmeden önce hava durumunu araştırmalıyız. Hava koşulları her an değişebilir. Güneşli bir havada çıktığınız gezi, birden rüzgarlı, tozlu veya yağmurlu bir havaya dönüşebilir.

Fotoğraf çekmeyi planlarken her koşula hazırlıklı olmanız gerekir.

Değişik hava koşulları, ilginç, gizemli görüntüler sunabilir. Kötü hava şartlarında etkili fotoğraflar elde edilebilir. Hava koşullarına hazırlıklı olmak, olumlu düşünmek ve durumdan en iyi şekilde yararlanmak gerekir. Farklı hava koşulları, ışığın gün içindeki değişimi ile farklı görüntüler yakalayabiliriz.




Gezi Çekimi Öncesi Gerekli Makine ve Ekipmanların Hazırlanması

Objektif seçimi
Gezi için objektif seçimi yapmak çok zor bir durumdur. Zoom (değişken odaklı) objektifler kullanırsanız daha az malzeme taşımış olursunuz ama zoom objektiflerin odak mesafesinden dolayı ışıklılığı, keskinliği ve netlemeyi diğerleri kadar kaliteli yapamadığı bilinmektedir. Objektif seçimi konuya göre belirlenebilir. Çekime çıkmadan önce çekim yapacağınız yerle ilgili araştırmalar yapmanız objektif seçimi konusunda faydalıdır.

Film seçimi ve hafıza kartları
Gezi sırasında ne kadar filme ihtiyacınız olabileceğini önceden hesaplayarak kullanacağınız film türünü belirlemek çok önemlidir. Bir planlama yapıp gideceğiniz yerde  ne kadar kalacağınızı da belirledikten sonra günde ortalama kaç makara film çekeceğinizi düşünüp kalacağınız günle bunu çarparak ne kadar film kullanacağınızı hesaplayabilirsiniz.

Genellikle bu miktar aşılır ve zor durumda kalmamak için yanınızda fazladan film bulundurmak gerekir. Çünkü;

 Gittiğiniz yerde fotoğraf filmi satan bir dükkan bulamayabilirsiniz.
 İstediğiniz film türünü ya da tipini bulamama olasılığı da oldukça yüksektir.
 Son kullanma tarihi çok yakın ya da geçmiş olabilir.

Bu nedenle filmlerinizi, bildiğiniz yerden, kaliteli ve ucuz olarak satın almanız önemlidir. Ayrıca gittiğiniz yerde dükkan dükkan dolaşarak zaman yitirmenizi önleyecektir.

Örneğin; gezilerinizde sürekli diapozitif film kullanıyorsanız, seçiminiz diapozitif ağırlıklı olacaktır. Çekim sırasında gün ışığından yararlanmayı tercih edecekseniz 50 ya da 100 ASA’lık filmler temel gereksiniminizi karşılayacaktır.

İç mekân, karanlık yerlerde çekim yapmak planlarınız arasında varsa, filmlerinizin bir bölümünün de 400 ASA olmasına dikkat ediniz ayrıca Tungsten tipinde film de bulundurabilirsiniz.

Filmlerin serin bir ortamda tutulmaları gerekir. İdeal saklama koşulları 4-12 derece arasındadır.

Dijital fotoğraf makinesi kullanıcılarının film seçimi ve taşınması gibi zorunlulukları yoktur. Birkaç adet bellek kartı daha az yer tutar ve daha hafiftir. Ayrıca günümüzde “dijital albüm” olarak da adlandırılan, taşınabilir yüksek kapasiteli USB sürücüleri sayesinde tek bir bellek kartı bile yeterli oluyor.

Filtreler: UV/ polarize filtre (İstenmeyen parlamayı önler, objektifi zararlardan ve parmak izinden korur.)
 Elektronik flaş
 Temizleme malzemeler (Objektif temizleme kağıdı, hava fırçası vb.)
 Fotoğraf makinesi kılavuzu
 Haritalar
 Rehber kitaplar veya broşürler
 Plastik torbalar (her türlü güvenli kullanım için)
 Not defteri ve kalem
 Silika jel paketleri ve naylon torba (malzemeleri nemden, kumdan ve sudan korumak için)
Çanta seçimi (Her türlü hava koşullarına karşı üretilen çantalarda fotoğraf makinesi ve donanımları muhafaza etmelisiniz.)
Fotoğrafçı yelekleri (Kesinlikle kullanılması gereken malzemelerden biridir. Mevsime göre daha kalın ya da ince malzemelerden yapılmış olanlarını tercih edilebilir.)




Geziye hazırlanırken dikkat edeceğiniz bazı öneriler
 Hiç kullanmadığınız, test etmediğiniz fotoğraf makinesi ve yardımcı donanımla geziye çıkmayınız.
 Fotoğraf makinesi ile geziden bir hafta on gün önce deneme çekimleri yapmalısınız. Herhangi bir arıza ve olumsuzlukta, tamir için veya diğer çözümler için yeterli zamanınız olacaktır.
 Yanınızda götürdüğünüz her donanımın bir yedeğinin bulunması yararlıdır. Özellikle pillerin, film kullanıyorsanız filmlerin, dijital ise medya kartlarının yedeklenmesi gereklidir.
 Her türlü hava şartlarına, darbe ve düşürmelere karşı sağlam bir çantanızın bulunması avantajdır ayrıca makine ve donanımızın çanta içinde bulundurmanız güvenlik açısından önemlidir.
 Zararlı ışınlardan ve manyetik etkilerden korumak için film ve kartları siyah torbalarda saklayınız.
 Sıcak, soğuk, her türlü hava şartlarına, kum, toz gibi diğer etkenlere karşı da fotoğraf makinenizin güvenliğini sağlamalısınız.
 Yapacağınız bir listeleme işinizi kolaylaştırır. İşlerinizin hızlanması ve yolunda gitmesine katkı sağlaması için listeleme önemlidir.


GEZİ FOTOĞRAFI ÇEKİMİ
Gezi Fotoğrafının Çekim Teknikleri
Gezi fotoğrafının çekim teknikleri aşağıda sıralanmıştır.

.Işık
Gezi fotoğrafında ışığın konunun üzerindeki etkisini çok iyi incelemeliyiz. Fotoğrafçının doğru poz değerlerini istekleri doğrultusunda değiştirebilir. Işık, bir fotoğrafçı için çok önemlidir. Gezi fotoğrafçılığında genellikle doğal ışıktan yararlanılır. Dış mekân çekimlerinde güneşin dik geldiği saatlerde ışık çok sert olduğu için kontrast yüksektir. Bu nedenle sabahın ilk ve akşamın son saatleri fotoğraf için en uygun saatlerdir yani güneş ışınlarının yeryüzüne yatay olarak geldiği ve sıcak tonlara sahip olduğu saatlerde fotoğraflar için ilginç bir etki oluşturabilir.

Akşamüstü ışık çok hızlı değişir. Güneş henüz batmadan şehir ışıkları ile çok farklı fotoğraflar çekilebilir. Bu hızlı değişimin sonucu olarak da bize çok çeşitli fotoğraf olanakları sunar. Fotağraflardaki renkler ve tonlamalar ışığa bağlıdır. Turuncu veya mavi tonlar oluşturabilirsiniz.

Ayrıca yağmurda ve sonrasında her yer, renkler daha parlak ve canlı olur.

Manzara fotoğrafı çekiyorsanız, çekim konusu olarak belirlediğiniz yerleri farklı mevsimlerde hatta günün farklı saatlerinde tekrar tekrar fotoğraflamak durumunda kalabilirsiniz. Bu şekilde o bölgenin en iyi ışık ve zamanlama ile çekilebileceğini öğreneceksiniz.


Farklı mevsimlerde ışığın fotoğraf üzerindeki etkileri

İlkbahar
İlkbaharda tüm doğa canlanırken; sabah erken saatlerde oluşan ve yandan gelen parlak sarı ışık; patlamaya hazır yeşil tomurcuklar, yeşeren çalılar, kır çiçekleri ve yeşil otlarla kaplı dağ yamaçlarına ayrı bir renk parıldaması katar. İlkbaharın ilk günleri su birikintilerinden, nehirlerden hatta nemli topraktan yükselen su buharının oluşturduğu sisin yol açtığı masalsı etkiler fotografik açıdan göze çok hoş gelir.

Yaz
Yaz ortaları görsel olarak fotoğrafçılar için cansız bir dönemdir. Güneş dik gelir ve fazla kontrasta yol açar. Yapraklar ve yeşil örtü koyu yeşile dönerek, çiçek ve böcekler sıcağın etkisi ile kaybolur. Yazın yağan yağmur ve fırtınalar gökyüzünde çok ilginç ve çok güzel ışık etkileri oluşturabilir. Yıldırım ve şimşek fotoğrafları çekilebilir.

Sonbahar
Bu mevsimde ağaçların, yaprakların tonları, yeşilden sarıya geçişteki renk zenginliği birçok fotoğrafçının beklediği manzaralardır. Bazı durumlarda solgun yaprakların verdiği görüntü parlak güneşli bir havada gördüğümüz zengin renk yelpazesi içinde kaybolabilir. Bu nedenle, polarizasyon filtresi kullanılarak hem gökyüzü hem de yapraklar koyulaşıp, parlama giderildiği için renkler daha canlı görünebilir.

Kapalı havalar da az kontrastlı etki yaratır. Yağmur ve ağaçlardaki ıslak yansımalar hoş görüntüler oluşturur. Islak ağaç gövdeleri koyulaşır ve yıkanan yaprakların renkleri daha canlı görünür. Eğer hava çok kapalıysa renkler maviye yaklaşabilir. Bunu önlemek için renk ısıtıcı filtre kullanabilirsiniz

Kış
Kışın oluşan ışık, manzara fotoğrafçılığı açısından en güzelidir. Gündüz saatlerinde güneş daha yatık geldiği için gölgeler uzun, ışık ise daha sıcaktır. Akşama doğru karla kaplı bir yamaç hem gökyüzünün maviliğini hem de gün batımının kavuniçi ve pembeliğini yansıtır. Yüksek ağaçların yapraksız dalları gökyüzü mavisi karşısında sarı ve kırmızı ışığı bünyesinde daha kolay toplar.

Dondurucu soğuklarda sabah erken saatlerde buzla kaplanmış ağaçların ve evlerin yatık güneş ışığı karşısındaki pırıltılı görüntüleri, güzel fotoğraflar çekilmesini sağlar.

.Hareket
Spor etkinlikleri, haraket halindeki araçlar, akarsular, şelaleler, hayvanlar vb. konular, olayın atmosferini vermek için bazı özel tekniklerle çekilir. Spor fotoğrafı için oynanan sporun kurallarını iyi bilmek gerekir. Bu şekilde hareketin zamanlaması iyi seçilebilir. Spor fotoğrafında, teleobjektifler veya zoom objektifler kullanım açısından idealdir. Atletizmde hareketin yavaş, örtücü perde ile arka planın flu çıkması sağlanır ve hareket hissi verilebilir. Hızlı film kullanarak hareketi dondurup da olayın heyecanını aktarabilirsiniz.




Gezi Fotoğrafının Nitelikleri
Gezi fotoğrafının nitelikleri aşağıda sıralanmıştır.

Amaca Uygunluk Açısından
Gezi fotoğrafları, panoramik görüntüler, yakın plan bitki çekimleri, vahşi hayat hayvan fotoğrafları, doğa fotoğrafının konularındandır. Gezi fotoğrafının amacı, bitki örtüsü, hayvanlar ve jeolojik oluşumların insan tarafından oluşturulmamış ve insan izi taşımayan doğal bir ortamda fotoğraflanmasını teşvik etmektir. İçinde insan ve çevresinin izlerini taşıyan fotoğraflar mükemmel olarak kabul edilemez ama küçük ve önemsiz kabul edilebilecek insan izlerini kullanmamızda bir sakınca yoktur.

Amaç fotoğrafçıların bitki örtümüze, hayvanlarımıza ve jeolojik oluşumlarımıza saygı göstermelerini ve insan izlerini ortadan kaldırmak ya da hiç olmazsa bunları en aza indirgemek için fotoğrafik becerilerini kullanmalarını teşvik etmektir.
Amacın sadece fotoğrafların sergilenmesi değil de, fotoğrafçıların doğal dünyayı duygu, hassasiyet ve gerçeklikle kaydetmelerini özendirmek olduğu düşünülmelidir. Kaybolmakta olan şeylerin acilen kaydedilmesi gerektiğinden dolayı bunu teşvik etmeliyiz

Amacımız doğa konularını görüntülemek ve insanlara bırakmak; onlara özgü ortamların görüntülerini de başkalarına bırakmaktır.

Teknik arayışların ardından estetik arayışlar, fotoğrafın toplumsal yönünü ve işlevini de gündeme getirmiştir. Kısa zaman içinde fotoğraf, toplumun bilgilenmesini, gelişmesini, değişmesini ve iletişim kurulmasını sağlayan bir araç olmuştur.

Teknik Açıdan
Her konu kendine ait teknik gerektirir. Gezi fotoğrafları çekerken farklı objektifler kullanarak; enstantane diyafram ilişkisi ile hareketi ve dondurma tekniklerini kullanarak; film seçimini doğru yaparak çok farklı sonuçlar elde edebilirsiniz. Yakın plan çekimlerde kısık diyafram değerleri, makineyi elde tutarak çekim yapamayacak kadar düşük enstantaneler kullanmaya zorlayacağından, tripot ve kablo deklanşör (ya da uzaktan kumanda) kullanmanız gerekir. Bu sayede netlik ve keskinlikte sorun yaşamazsınız.

Su damlaları, çise veya ince tüyler gibi ayrıntıları yakalamak için yağmur sonrası beklenilebilir.

Geniş manzara çekimlerinde net alan derinliğini artırarak hem uzaktaki hem de size yakın konuların net olmasını sağlayın. Bunun için geniş açılı objektif ve kısık diyafram (16, 22 gibi değerler) kullanınız.

Görsel Açıdan
Kompozisyon
Başarılı bir gezi fotoğrafı elde etmenin önemli noktalarından biri doğru kompozisyonu oluşturabilmektir. Kompozisyon genel anlamıyla “Farklı nesneleri belirli kurallar doğrultusunda birleştirerek dengeli ve düzenli bir bütün oluşturmaktır.” Fotoğrafta kompozisyon ise “ Fotoğraf makinemizin kadrajından gördüğümüz objeleri göze hoş gelecek şekilde seçilmesi ve düzenlenmesidir.” Fotoğrafta da anlatım öğelerinin ve estetik öğelerin belli kurallar doğrultusunda düzenlenmesi gereklidir. Konuyu sıradan olmaktan kurtarmak için birtakım estetik kuralları ve kompozisyon kurallarını bilmek, daha güzel gezi fotoğrafları çekmemize yardımcı olur.

Fotoğrafta kompozisyon düzenlemesini iki şekilde yapabiliriz:

     Kapalı kompozisyon
Bu kompozisyon türünde konumuz ve konumuzu oluşturan öğeler, bütün olarak çercevemizin içerisinde yer alır. Konu ve öğeler, çerçeve tarafından kesilmez.

     Açık kompozisyon
Bu kompozisyon türünde konumuzun önemli noktaları ya da ana teması kadraj içerisine büyük olarak alınırken bazı kısımları çerçeve ile kesilir. Böylece fotoğraf izleyicisinde merak uyandırır ve izleyicinin hayal gücü ile birleşir.

Fotoğrafta kompozisyon pasif ve aktif olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilir:

     Aktif kompozisyon
Fotoğrafçın aktif olarak konuyu oluşturduğu ya da düzenleme yaptığı kompozisyon çeşidir. Fotoğrafı çekilecek konunun ışıklandırması, duruşu, ortamın düzenlenmesinde fotoğrafçı aktif rol oynayabilir. Konu içerisinde fotoğrafa anlam katabilecek küçük düzenlemeler yapılabilir; ancak bunlar konunun doğallığını kesinlikle bozmamalıdır.
    Pasif kompozisyon
Bu düzenleme türünde ise fotoğrafçı, fotoğraflamak istediği konuyu doğal ortamı, doğal ışık şartları içerisinde fotoğraflar. Konunun düzenlemesinde katkısı yoktur. Bu kompozisyon türü, manzara ve doğa fotoğrafçılığında kullanılmaktadır.

Pasif düzenlemede ortaya çıkan zaman kaybı ve olayların tekrarının rastlantılara bağlı olması fotoğrafçıları aktif düzenleme yapmaya yöneltmiştir.

Kompozisyonda format
Fotoğrafta kompozisyon oluşumunda fotoğrafın kare, dikdörtgen formları ile fotoğraf oranları önemlidir. Fotoğraf yatay ya da dikey olarak oluşturulabilir. Bu formlara ek olarak kare format da fotoğrafta kullanılmaktadır.

Manzara ve doğa fotoğraflarında, portre fotoğraflarında yatay format kullanılır. Bu format türünde gözün algısı, fotoğrafta hakim olan noktalara kayar. Bu format türü hareket halindeki konuların çekiminde de güzel sonuçlar vermektedir.

Kare format ise göz algısının köşelere doğru çekildiği ve merkeze ilgiyi artıran bir format türüdür. Bu format fotoğraf yatay ya da dikey çekildikten sonra düzenlenerek oluşturulur; bu nedenle fotoğraf çekilirken konu yatay veya dikey çekilirken kare formatın nasıl oluşturulacağı kararlaştırılmalıdır.

Dikey format kompozisyonlar, yukarıdan aşağı doğru akan bir etki taşır ve dikkat çeker. Fotoğraf çekilirken konunun duruşuna ve anlatılmak istenen konuya göre dikey format araştırmaları yapılmalıdır.

Fotoğraflayacağınız konuyu ve kompozisyonunuzu belirlerken hangi formatta çekim yapacağınızı tasarlamanız ve konuya uygun arayışlara gitmeniz başarılı fotoğraf kareleri için sizlere adım oluşturacaktır.


  Kompozisyon hazırlanırken dikkat edilmesi gereken noktalar
Fotoğrafı anlatan tüm anlatım ögelerinin belli bir çerçeve içinde, anlatımı etkili kılacak izleyicinin duygu ve düşünceleri ile anlatılanı paylaşmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesidir.
Bu düzenleme belirli bir sanat disiplinine göre uygun ve estetik dozda yapılmalıdır. Fotoğraf hep belirli bir çerçeve içinde vardır. Fotoğrafı bu çerçeve içine yerleştirirken dikkat etmemiz gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallar kısaca şunlardır:
      Oran
Görsel sanatlarda kompozisyon belirli oranlarla oluşturulmaktadır. Rönesans dönemi resim sanatında önemli yer tutan altın oran, zamanla tüm görsel sanatlarda kullanılmaya başlanmıştır. Altın oran, fotoğrafı çekilecek görüntünün daha rahat algılanabilmesi için yapılan düzenlemedir. Yatayda ve dikeyde oluşturulan sanal çizgilerle konu 3 eşit parçaya bölünür. Keşisen çizgilerin birleştiği noktalar gözün algılamasını kolaylaştırarak fotoğrafa hareket kazandırır ve dikkati bu noktalara çeker. Fotoğrafını çekeceğiniz konunun bu noktaların birinde ya da birkaçında yer alması gerekir.

Dış mekân fotoğraf çekimlerinde dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir husus da ufuk çizgisinin çerçevede yer aldığı orandır. Ufuk çizgisi, yerle göğün birleştiği noktadır ve fotoğrafta 1/3, 1/5, 1/9 gibi oranlar içerisinde yer almalıdır. Ufuk çizgisinin merkezde yer almasından kaçınılmalıdır.

      Kompozisyonun görsel ögeleri
Görsel sanatlarda kompozisyon oluşumda yer alan belli başlı öğeler vardır ve bunlar kompozisyonun temel yapısını oluşturur. Bu ögeler her fotoğrafta faklı önem derecelerinde göre kullanılmalarına karşın oluşturulan tüm kompozisyonlarda kullanılmalıdır.

Kompozizyon kurarken dikkat edilmesi gereken temel ögeler
Denge, leke, ritim, form (hacim), uyum, doku, perspektif, belirginlik, zitlik (kontrast), bütünlük, sadelik, şemalar



GECE ÇEKİMİ

Özel nedenler dışında gece fotoğrafları gün doğumundan biraz önce ve gün batımından biraz sonra çekilmesi gerekir. Yani havanın henüz aydınlanmadığı ya da kararmadığı mavi saatlerde yapılan fotoğraf çekimleridir. Havanın tamamen karardığı durumlarda da gece fotoğrafları çekilebilir. Örneğin ay ışığından faydalanıp ilginç fotoğraflar elde edilebilir. Ya da yıldız fotoğrafları çekilebilir. Gece çekimlerinde konuya yapay ışık girmemelidir. Çünkü uzun pozlamalar gereken bu tip çekimlerde yapay ışığın patlamış olması olumsuz etkiler yaratabilir. Gece çekimlerinde bazen dolgu flaşı kullanmak ya da aynı karenin uzun süreyle pozlandırılması mümkündür. Örneğin şehrin alışveriş merkezlerinde, mağaza aydınlatmaları ile sokak lambalarının birbirlerini güçlendirdiği ortamlarda denemelerimiz ilk hareket noktalarımız olabilir. Gece çekimlerinde uzun poz sürelerine ihtiyaç vardır. Gece çekimlerinde makinenin elde tutulması ile sarsıntı oluşacağı için tripot kullanılmalıdır. Ayrıca bir deklanşör kablosuna/uzaktan kumandaya da ihtiyaç duyulacaktır.

Tarihi ve turistik mekânların çekimlerini yapmak, kataloglarda vb. basılı materyaller-de kullanılmak üzere farklı ürünlerin çekimi ile şehir ışıkları ve otomobillerin farlarından yansıyan ışıkların oluşturduğu anları görsel hâle getirmek fotoğrafla uğraşanlar için ayrı bir hazdır.

Gece çekimi öncesi ekipman ve aksesuarların hazırlanması
  • Gece çekimlerinde kullanılacak makine ve ekipmanların önceden hazırlanır. Bunlar “B”, “T” ve “P” ayarları bulunan fotoğraf makinesi, ışığa duyarlılığı yüksek objektif ya da objektifler, çekim sırasında sarsıntı olmaması için tripot (üçayak, sehpa) ve yine sarsıntı-nın önlenmesi için kablolu ya da uzaktan kumandalı deklanşör kullanılmalıdır.

  • Gece çekimlerinde kullanılacak lenslerin ışığa duyarlılığı yüksek olanlar seçilmelidir. Örneğin f değeri f/2:8, f/1:4, f/1:2, f/1:1 gibi. Gece çekimlerinde başlangıçta poz değeri için f:2 gibi açık bir diyafram seçebiliriz. Bu diyaframın gerektirdiği perde hızını ise makinemizin kendisi belirleyecektir.

  • Gece fotoğrafı çekmek için makinemizde (P) program (T) ve (B) ayarlarından en az birinin olması gerekmektedir. Çünkü gece fotoğraf çekmek için poz süresi, saniyenin kesirleriyle değil saniyelerle ifade edilir. Uzun süre perdenin açık kalması için bulb (B) modu (B), çok uzun süre açık kalması için (T) ayarının olması lazım. Gece çekimi yapmak istiyorsanız fotoğraflarınızın aydınlık çıkması ve objelerin net görülebilmesi için uzun pozlama yapmanız gerekir.

  • Dijital kameraların, fotoğraf makinelerin uzun pozlama yapılan, ışık kaynağının az olduğu fotoğraflarda yarattığı en büyük problem fotoğrafın grenli yani piksel piksel çıkmasıdır.

  • Gece çekimleri için objektif uzun süre açık kalmalıdır. Kaliteli bir objektif için bu süre daha kısa olabilir ama hiçbir makinede tripot (üç ayak) olmadan iyi bir görüntü almak mümkün değildir. Az ışığın olduğu ortamlarda uzun pozlama yapmadan kabul edilebilir fotoğraflar çekmek, yüksek ISO hassasiyetine sahip makinelerle (mesela ISO 3200 gibi) mümkündür.

  • Rüzgârdan ve sarsıntılardan etkilenmeyen, 150-160 cm yükselebilen tripotlar tercih edilmelidir. Oysa bazı çok ince tripotlar neredeyse ayna (görüntünün vizöre düşmesini sağlayan aynalı mekanizma) hareketinden bile etkilenmekte ve fotoğraf makinesini sarsmaktadır. Ayrıca kullanılacak tripot fotoğraf makinesini taıyacak güçte olmalıdır. Tripotların oynar başlıklarına monte edilmiş su terazili olanları fotoğraf makinemizi terazide ve düzgün sabitlememize yardımcı olur.


Gece çekimlerinde pozlandırmada dikkat edilecek konular
Gece çekimlerinde dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntılardan birisi gün batımından sonra geçen zamandır. Mevsimine ve çekim yönüne göre gün batımından sonra 10 dakika ile 30 dakika müddetince çekim yapılması tercih edilir. Bu zaman diliminde yapılan çekimlerde gökyüzü alacakaranlık mavisi (parlament mavisi) rengindedir.

Unutulmaması gereken en önemli nokta, gözümüzün gördüğü mavinin tonundan daha koyu bir ton elde edileceğidir. Gözümüz hâla koyu lacivert görürken çektiğimiz karelerde maalesef gökyüzü siyaha dönüşecektir. Bu nedenle geç kalmadan çekimlerimizi tamamlamalıyız.

Özellikle geziye gidilen mekânlarda, akşamüstü o mekânın gecesini anlatabilmek adına az ışık çekimleri fotoğraf tutkunlarına cazip gelmektedir.





Az zamanda çok fotoğraf çekebilmenin tek yolu doğru planlama, mekânı tanıma, kefetme, gün içinde bir yandan fotoğraf çalışırken diğer yandan da geceye ilişkin zihinde hazırlıklar yapmaktan geçer.

Gece çekimlerinde hareketli konuların çekimi
Işığın yetersiz olduğu ortamlarda hareketli konuları çekmek istediğinizde ise, uzun süreli pozlandırmalar yapmanız gerekir. Örneğin bir gece fotoğrafı çekmek istediğinizde, tripodun üzerine bağlayacağınız makinenizin enstantanesini 30 saniye gibi bir süreye (ya da B konumuna) ayarlamalısınız. Bu süre içinde çerçevenize girecek olan tüm araçların farları fotoğrafınızda ışık çizgileri oluşturacaktır. Bu tür fotoğrafları çekebilmek için havanın kararmış olması, makinenizin sabit durması ve uzun süreli bir enstantane değerinin seçilmiş olması gerekir. 4, 8, 15 ve 30 saniyeler, başlangıçta deneyebileceğiniz uygun değerlerdir.

Şehirden uzaklaşarak dağlara ve yaylalara gittiğinizde, daha farklı gece fotoğrafları da çekebilirsiniz. Havanın kapalı olmaması şartıyla, çok uzun süreli pozlandırmalarla yıldızların fotoğraflarını çekmek isterseniz makineniz tripoda bağlı iken 15 dakika, yarım saat, bir saat gibi çok uzun süreli pozlandırmaları deneyebilirsiniz. Bu süre içinde, dünyamız kendi çevresinde hareket ettiği için yıldızların film üzerinde uzadıklarını ve çizgi hâline geldiklerini göreceksiniz. Çıplak gözle görülemeyecek bu etki, çok ilginç fotoğrafların oluşmasına neden olur. Bu konuda başarılı olabilmek için sabırlı olmalı ve yanınızda yeteri kadar dolu pil bulundurmalısınız.


Havai Fişek Çekimi
Gece fotoğraflarında ilginç görüntülerden biride havai fişek gösterilerinde çekilen fotoğraflardır. Havai fişeklerin görüntüsünü yakalayabilmek için makinemizi tripoda yerleştirir, enstantene ayarını (B) ya da (T) konumuna getiririz. Gösterileri dikkatle izleyerek patlamanın en çok olduğu bölgeye makinemizi döndürüp deklanşöre basarız. Gökyüzünde patlamalar seri olarak devam ederken makinemizin perdesi açık kalır ve ışık demetleri film üzerine kayıt olur. Bazen tek bir patlamayı görüntüleyebileceğimiz gibi aynı kare üzerinde birkaç patlamayı da görüntüleyebiliriz.

Bu süre içinde filme yansıyan görüntüler durağanlık ve hareketlilikleri oranında sarsılmadan pozlanacaktır. Bazen de soyut görüntüler oluşturmak için makine kontrollü bir şekilde titretilerek ilginç çizgiler dokular, kaymalar elde edilebilir.






İçeriğe dön